İçeriğe geç
Araştırma

Kürse Köyü Folkloru (4): Bâtıl İtikatlar ve Halk Meteorolojisi

Yazan: İrfan Ünsal · 2 Ekim 2026

Bu yazı, köyümüzden İrfan Ünsal’ın 1982 yılında Balıkesir Necatibey Yüksek Öğretmen Okulu Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde hazırladığı Kürse Köyü Folklorundan Örnekler adlı derleme çalışmasından, yazarın izniyle ve aslına sadık kalınarak alınmıştır. Bilgiler 1982 yılındaki durumu yansıtır.

B. Bâtıl İtikatlar

Halk arasında, günlük yaşantı içerisinde hiç farkında olunmadan ağızdan çıkıveren birtakım sözler vardır. Aslında bu, düşünülmeden söylenilen ve bir inanç ve fikri yansıtan sözlerden aydın kesim de kendisini kurtaramaz. Ama bu sözler, aydın kesimde sadece ağızdan söyleniveren yuvarlak sözler olduğu halde, halk arasında bazen bir inanç biçimindedir. Şüphesiz, burada anlatmaya çalıştıklarımızın çoğunluğuna inanılmamaktadır. Bunların bir kısmı, kanaatime göre çocukların terbiyesi için söylenmiş, daha sonra ağızdan ağıza söylenegelmiş inançlardır. İşte bu bölümde ben, köyde bu türden olan inançları aktarmaya çalışacağım. Bu inanç ya da söylemeleri şöyle vermeye çalışacağım:

  • Süpürülmemiş sofra yerinden geçen kişi ayı olur.
  • Ava giden kişinin arkasından süpürge atılırsa, uğurlu gelir.
  • Tarlaya giden hayvan arabasının önünden tavşan geçerse uğursuzluk getirir, araba devrilir.
  • Öküz arabasının önünden kadın geçerse, araba devrilir.
  • Anneye yeni doğmuş çocuğunu alıp gittiği ilk evden yumurta verilirse, çocuk yumurta gibi besli olur.
  • Annenin çocuğunu ilk defa alıp gittiği hanede ayağına sıcak su dökülürse, annenin sütü bol olur.
  • Ölen kişinin başı, öldüğünde sağ tarafa dönükse yakın bir zamanda o evden bir ölü daha çıkacak demektir
  • Her evin bir yılanı ve bir sıçanı vardır.
  • Tencere ya da tava gibi kaplardan yemek yiyen kişinin düğününde kar yağar.
  • Tencere kapağından yemek yiyen kişinin kısmeti kapanır.
  • Ölen kişinin cenaze suyundan artan su ile yüzünü yıkayan kişi, ölen kişiyi rüyasında çok görür.
  • Köyde bir kişi öldüğünde evlerdeki bütün suların dökülmesi gerekir çünkü bu sularda Azrail kılıcını yıkamıştır.
  • Küçük çocuk ayağını çekelerse anne veya babası ölür.
  • Yatarken ellerini bacaklarının arasına alıp yatmak iyi değildir, uğursuzluk getirir.
  • Annenin, ölen küçük çocuğunun arkasından ağlamaması gerekir. Çünkü ağlarsa, annenin akan gözyaşlarından öbür dünyada anne ile çocuk arasında bir dere oluşur ve anne ile çocuk birbirlerine kavuşamazlar.
  • Küçük çocuğu ölen kadın, bayram akşamı kına yakmaz. Çünkü çocuk o akşam annesinin elini öpmeye gelir. Annenin ellerini bağlı gören çocuk, bayramlaşmadan gider.
  • Elbise yeni giyildiğinde ilk önce tuvalete gidilirse o elbise çabuk eskir.
  • Elleri çok terleyen genç kız, nişanlı birinin mendiline ellerini silerse elleri terlemez olur.
  • Gece dışarıdan içeriye girerken korkan kişi, eşiğin iç tarafına geçtiğinde geriye döner ve üç defa köpek gibi havlarsa bir daha korkmaz. Çünkü insanı ameli (nefsi) korkuturmuş; insanın nefsi de köpek biçiminde olduğundan böyle davranılırsa nefisten daha baskın çıkılmış olunurmuş.
  • Kapının eşiği üzerine basmak, Kur’an’ın üzerine basmak gibi günahtır.
  • Eşik üstüne veya ev içerisinde çıplak bir yere oturan kişi iftiraya uğrar.
  • Suvacının (su kaplarının takılıp taşındığı alet) üzerinden atlayan kişinin kasığında çıban çıkar.
  • Kadın sofrada boşalmış olan kabı almadan dolusunu onun üzerine koyarak yemek yedirirse o kadının kocası yeniden evlenecek denilir.
  • Gece tırnak kesmek iyi değildir.
  • Köpek uluması iyi sayılmaz. Köpek yere doğru ulursa uğursuzluk getirir.
  • Burnu kara olan eşek uğursuz sayılır.
  • Yemek yerken ağızdan küçük bir parça düşerse misafir gelir.
  • Yürümeye başlamış olan çocuk emeklemeye kalkışırsa o eve misafir gelir.
  • Baykuş ötmesi uğursuzdur. Cenaze çıkacağına işarettir.
  • Baykuş gören kişi, baykuşa “baykuş” derse baykuş da ona “bayıl da yere düş” der. Şayet “murat kuşu” denilirse baykuş “muradına er” der. Onun için baykuşa "murat kuşu" demek gerekir ki uğursuzluk getirmesin.
  • Evin kapısı önünde horoz öterse misafir gelir.
  • Saksağan kuşu öterse mektup veya misafir gelir.
  • Su içine işeyenin mezarında su çıkar.
  • Yeni doğum yapmış kadın çeşmeye ilk gittiğinde, iki eline tuz alarak suyun içine atması gerekir. Atmazsa şeytan çarpar.
  • Küçük çocuğun üzerinden atlanırsa, çocuğun boyunun kısa kalacağına inanılır.
  • Salı günü başlanan iş sallanır kalır.
  • Salı günü yorgan çarşaflamak iyi değildir. Salı günü çamaşır yıkamak bazı kadına iyi gelmez. Çarşamba günü çamaşır yıkanmaz; çünkü Çarşamba günü zemzem kuyusu taşar, çamaşır suyu "zemzem suyuna karışırsa" günah olur.
  • Cuma günü sıva yapmak iyi değildir. Cuma günü bahçe süpürmek de iyi değildir
  • Üç cuma art arda fırında ekmek pişirmek veya üç cuma art arda çamaşır yıkamak iyi değildir.
  • Cumartesi günü yere kazık kakılmaz. Çünkü dünyanın kazığı da cumartesi günü kakılmıştır.
  • Cumartesi ve Pazar günleri tırnak kesilmez.
  • Cumartesi günü saç ve baş taranıp yıkanmaz. Geyiklerin bile o gün tüyleri düşmesin diye silkelenmez.
  • Pazar günü çamaşır yıkayan kişi maldan yunur, malından olur. Bedenini yıkayan kişi ise candan yunur (canından olur).
  • İlk defa Çarşamba günü giyilen elbise yanar.
  • Hıdırellez'e on iki gün kala "ara günleri" başlar. Ara günlerinde sıva sıvanırsa yağmur yağmaz. Ara günlerinde dışarıdan eve toprak getirilmez. Bu günlerde sıva yapılırsa eve yılan girer. Ara günlerinde sıva yapıldığında, eve yemişken dalının çiçeklerinin asılması gerekir. Asılmazsa eve şeytan girer.
  • Ara günlerinde yeni fırın yapılırsa yağmur yağmaz. (Bu nedenle eskiden ara günlerinde yapılan fırınların komşular tarafından gizlice yıkıldığı anlatılıyor.)
  • Akşam yatağa yatarken besmele çekmeyen kişi rahat edemez.
  • Yemekte yarım dilim bırakan kişiyi gece rüyasında şeytan korkutur.
  • Sabah kalkarken sağ taraftan kalkmalı, yoksa o gün işler tersine gider.
  • Elbise üzerinde iken yırtık veya söküğü dikilen kişinin aklı dikilmiş olur. Bu nedenle elbise üzerinde iken yırtık veya sökük dikilen kişinin ağzına kibrit çöpü, çubuk vs. verilir.
  • Herhangi bir şey okurken bir şey yiyen kişi aklını da yemiş olur. Bu nedenle bir şey okurken hiçbir şey yenmemelidir.
  • Yılanı öldürmek sevaptır, fakat öldüren kişi cennete giremez. (Çünkü peygamber, "Yılanı öldüren sevaba girer fakat cennete giremez" demiştir.)
  • Karamık (böğürtlen) yemek günahtır. Çünkü peygamber, abdest alıp cuma namazına giderken ayağına karantı dalı (böğürtlen dalı) takılmış, takılıp çizerek kanatmış ve peygamber cuma namazını kaçırmıştır. Bunun üzerine peygamber, “Seni yiyen ümmetim cennetime giremesin” demiştir. (Bu söylenti çocuklar arasında yaygındır. Çocukların böğürtlen yemeye çalışırken üstlerini başlarını yırtmalarını önlemek için çıkarılmış olsa gerek.)
  • Kedi ile ilgili bir söylenti de şöyle:

Peygamber (Hz. Muhammed) bir gün namaz kılarken önüne bir yılan gelir ve kıvrılmış. Peygamber secdeye yatacak ama yatamaz. Tam bu sırada bir kedi gelerek yılanı alıp gider ve peygamber namazını kılabilir. Namazdan sonra peygamber, kedinin sırtını sıvazlayarak “Sırtın yere gelmesin” demiş. Bu yüzden kedi, ne kadar yüksekten düşerse düşsün, yine dört ayak üzerine düşer.

  • Genç kız ateşi çabuk yakarsa yavuklusu (sevgilisi) güzel olur.
  • Yılanın başı bile ezilse kuyruğu canlı kalır. Yılanın kuyruğu gece olup da yıldız görmeden ölmez.
  • Gelincik öldürülmez. Öldürülürse onun eşi yemeklere zehir akıtır.
  • Kapı eşiğinde oturan kız kapıda kalır.
  • Gök gürlerken cepte çakı, bıçak gibi demir alet bulundurulmaz. Çünkü demir yıldırımı çeker.
  • Hayvanla çift sürülürken gök gürlemeye başlarsa, çift sürülen pulluk veya sabanın demiri yere batırılmış vaziyette bırakılarak işe ara verilir. Çünkü yıldırım düşerse demire düşeceğinden yıldırımın toprağa geçmesi sağlanmış olur.
  • Kadının kesilen saçları atılıp yakılmaz, günahtır. Çünkü insan öbür dünyada saçları ile birlikte diriltileceğinden, kesilen saçların mezara konulması gerekir.
  • Üzerinde mavi boncuk olan kişi nazara tutulmaz.
  • Dünyada sıkıntı çeken, ahirette rahat eder.
  • Sıcak su ve kül, güneş battıktan sonra çöplüğe atılmaz. Çünkü o saatlerde çöplüklere periler toplanır. Atılan çöpler perilerin üzerine gelirse insan çarpılabilir.
  • Kara koyun, sürünün ilk başında veya sonunda sağılmaz.
  • Sürünün tam sayısı yabancıya söylenmez. Söylenirse sürü nazara uğrar.
  • Akşam üzeri başkasına süt verilmez. Vermek gerektiğinde sütün içine bir miktar tuz atılır. Yoksa hayvan nazar olur.
  • Başkasına civciv çıkarmak için yumurta verilmez. Verilirse veren kişinin tavuklarının civcisi çıkmaz.
  • Gözleri ağrıyan kişi siyah tavuk yerse iyi gelir.
  • Gece ıslık çalınmaz. Çalınırsa insanın başına şeytanlar toplanır.
  • Herhangi bir yerde anılan kişinin kulağı çınlar.
  • Yemekte kusur bulmak iyi değildir. Yemek zaten insanın önüne gelirken “Bir kusurumu bulacaklar” diye titrer durur.
  • Güneş batarken yemek yenmesi günahtır. Yenirse insan fakir düşer.
  • Güneş batarken yemek yiyenin bahtı kararır.
  • Cuma günü, sela ile ezan arasında iş yapılmaz. O sırada yapılan işler hep tersine gider.
  • Tuvalette tükürülmez. Tükürülürse şeytan o tükürükleri toplayarak bir şişeye koyar, insanın ölüm anında iken o balgamları getirerek, "Su vereyim mi?" diye gösterir.
  • Leylekler yeni geldiğinde, leyleği ilk defa havada gören kişinin o yıl bahtı açıktır, yerde görenin ise bahtı kapalı olur.
  • Güneş battıktan sonra ekmek mayası verilmez. Verilirse üzerine bir miktar tuz atmak gerekir.
  • Sağ elin içi kaşınırsa para gelecek, sol elin içi kaşınırsa para çıkacak demektir.
  • Sağ kulak çınlarsa iyi, sol kulak çınlarsa kötü haber gelir.
  • Ayağı kaşınan kişi yakında yola gidecektir.
  • Resim yapan kişi ahiret gününde ona can vermek zorunda kalınacağından resim yapmak günahtır.
  • İncir ağacı altında yatmak iyi değildir, şeytan çarpar.
  • Saçak altında durmak iyi değildir.
  • Rüyada ayakkabılarını kaybeden kişi yakınlarından birini kaybeder.
  • Rüyasında manda gören kişi bir kötülükle karşılaşır.
  • Rüyasında yumurta gören kişi kavga eder.
  • Gök gürlerken armut ağacı altında durulmaz, yıldırım çarpar.
  • Gök gürlerken saçak altında durulmaz, şimşek çarpar.
  • Rüyada ölüyü görmek diriye işarettir, misafir gelir.
  • Yatarken besmele çekmeyen kişi rüyasında korkar.
  • Yalan söyleyenin dili ahirette ensesinden çekilir.
  • Kötü yola düşen kadının memeleri ahirette kızgın demirle yakılır.
  • Dünyada namaz kılmayan ahirette kızgın sac üzerinde namaz kılar.
  • Güzel bir çocuk veya hayvan gören kişi "Maşallah" demezse çocuk veya hayvan nazar olur.
  • Rüyasında peygamberi gören kişi cennete gider.
  • Rüyasında kendini uçarken gören kişi günahlarından temizlenmiş olur.
  • İnsan canı sıkıldığında “off” dememelidir. Çünkü "off", şeytanın adıdır. Şeytan hemen insanın başına dikilir.
  • Ölen bir kişinin eti ile kemiği, elli iki gün sonra birbirinden ayrılır. Bundan dolayı o gece ölünün evinde mevlit okunup dua edilir. (Bugün bu gelenek, "elli iki mevlidi" olarak bilinir.)
  • Geceleri altını ıslatan çocuğa sıçan eti yedirilirse iyi gelir.
  • Verem olma ihtimali olan kişiye yeni doğmuş bir köpek yavrusu yedirilirse iyi gelir.
  • İnsan üzerine esnemek veya gerinmek iyi değildir. Gerinen ya da esneyen kişinin ağırlığı öbürüne geçer.
  • Yatak yapılırken, yerini temiz olsa bile süpürmek gerekir. Yatağın altında ekmek kırıntısı kalırsa, yatakta yatan kişiyi korkutur.
  • Nar tanelerini yere dökmek günahtır. Çünkü nar, cennet meyvesidir.
  • Ölen bir kadının kocası yeniden evlendiğinde, kadının mezarına üç sabah ibrikle su dökülür. Su dökülmezse kadının mezarında yandığına inanılır.
  • Yarım bırakılan bir iş için "yarın bitiririm" dememek gerekir. Denirse bir aksilik çıkar ve o iş bitmez. Bundan dolayı "İnşallah yarın bitiririm" demek gerekir.
  • Yürüme vakti geldiği halde yürümeyen çocuk, cuma günü sela ile ezan arasında, anasının ilk çocuğu olan bir çocuk tarafından koltuk altlarından tutularak “Sela sallansın... (çocuğun adı söylenir) ayaklansın” diyerek üç defa sallanırsa çocuk yürür.
  • Yemek yenirken gelen kişiyi kaynanası sever.
  • Yatarken kediyi yanına yatırmak iyi değildir, kedi insanın ruhunu çalar.
  • Pişmekte olan yemekten yenirse yemeğin bereketi gider.
  • Süpürge yapılırken yarıda bırakılırsa yarımbaş ağrısı girer.
  • Kaplumbağa ters çevrilirse yağmur yağar.
  • Nisan yağmurunda insanın boyu uzar.
  • Yılan çok olan yıl ürün bol olur.
  • Yılanı öldürdükten sonra ters çevrilirse ya da ağaç üzerine atılırsa yağmur yağar.
  • Atlı bir kişiye, düşmanları tarafından pusu kurulmuşsa, at pusuyu anlar ve o tarafa gitmek istemez. At zorlanmamalıdır.
  • Yeni inşa edilen bir evin saçaklarından birine bir baş sarımsak, küçük kaplumbağa kabuğu veya nazar boncuğu bağlanırsa, o ev her türlü kaza ve tehlikeden korunur.
  • Mavi gözlü kimsenin nazarı etkili olur.
  • Gelin baba evinden çıkarken gelin arabasının üzerine buğday atılırsa uğurlu gelir. Çünkü buğday bereket getirir.
  • Gelin arabası gelirken yağmur yağarsa "gelin bereketiyle geldi" denilir.
  • Aşure piştikten sonra üzerine bir tepsi ters olarak örtülüp buğulandırılarak buğusundan gözlere sürülürse gözlere ağrı girmez.

III. Bölüm: Halk Meteorolojisi

Halk arasında hava tahmini ile ilgili birtakım geleneksel yorumlamalar ve inanışlar vardır. Bu yorumlar ya doğal çevreye ya da hayvanların hareketlerine bakılarak çıkarılır. En yaygın olan tahminler şöyle:

  • Hayvanlar yağmur yağacağını önceden anlar. Genellikle koyunlar yağmur yağmadan önce otlamayı hızlandırır.
  • Yağmur yağmadan hemen önce koyunlar silkelenir. Buna “koyunun çan sallaması” denilir. Koyunlar hep birlikte çan sallayınca yağmur yağar.
  • Koyunlar akşamdan çok sıkı otlamaya koyulursa, o gece kırağı düşer.
  • Ay hilal şeklinde iken uçları yukarı doğruysa o ay kurak gider, yağmur yağmaz. Uçları aşağı doğruysa o ay yağışlı gider.
  • Hava açık fakat yıldızların rengi soluksa birkaç gün içinde yağmur yağar.
  • Gökyüzünde yıldızlar çok ve parlaksa kırağı düşer.
  • Yabani armut, güvem, meşe palamudu gibi ağaçların meyvesi çok olursa, o yılın kışı çok şiddetli olur.
  • Ağustos ayı ne kadar sıcak olursa ocak ayı da o kadar soğuk olur.
  • Temmuz ayı ne kadar sıcak olursa şubat ayı da o kadar soğuk olur. (Yani yazın ağustostan önce gelen aylarla kışın ocaktan sonra gelen aylar birbirine ters orantılı olarak gider.)
  • Karınca yuvalarının etrafı toprakla çevrilmişse yakında yağmur yağar.
  • Solucanlar toprağın yüzeyinde gezinmeye başlarsa yağmur yağar.
  • Dere kurbağaları topluca bağırışırsa yağmur yağar.
  • Kış olacağı (havalar bozacağı) zaman kuşlar da anlar ve yere fazla sararlar.
  • Gökte beyaz bulutlar düzgün aralıklarla dizilmiş vaziyete gelirlerse yakında yağmur yağar.
  • Hava önce yukarıdan değişir. Poyraz estiği halde bulutlar tersine giderse kaba yelden yağmur gelir.

Dizinin bütün bölümleri

  1. Önsöz ve Köyün Tanıtımı
  2. Doğum ve Çocukla İlgili Âdetler
  3. Halk Hekimliği
  4. Bâtıl İtikatlar ve Halk Meteorolojisi
  5. Atasözleri, Alkışlar ve Kargışlar
  6. Türküler, Ağıt ve Tekerlemeler
  7. Efsaneler ve Bilmeceler
  8. Masallar
  9. Maniler ve Ramazan Manileri

Gelenek ve Görenekler sayfası

Kaynak: İrfan Ünsal, Kürse Köyü Folklorundan Örnekler (bitirme tezi), Balıkesir Necatibey Yüksek Öğretmen Okulu, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü, 1982

WhatsApp'ta paylaş

Diğer köyden yazılar