Kürse Köyü Folkloru (9): Maniler ve Ramazan Manileri
Bu yazı, köyümüzden İrfan Ünsal’ın 1982 yılında Balıkesir Necatibey Yüksek Öğretmen Okulu Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde hazırladığı Kürse Köyü Folklorundan Örnekler adlı derleme çalışmasından, yazarın izniyle ve aslına sadık kalınarak alınmıştır. Bilgiler 1982 yılındaki durumu yansıtır.
Maniler
Yeşil dolmuşa binsem
Ciddi mi dalga mıdır
Yârin kalbini bilsem
Bugün hava bulutlu
Yağmur yağacak gibi
Hep yollara bakıyom
Yârim gelecek gibi
Çeşmenin ahırı var
Önünde duvarı var
Karardı geçiverdi
Yârimin kahırı var
Kürse Köy'ün yolları
Kuraklıktan tozuyor
Aramızı sevdiğim
Aracılar bozuyor
Kürse köydür köyümüz
Zemzem akar suyumuz
Sevip sevip ayrılmak
Yoktur öyle huyumuz
Tarlanın kenarında
Tavşan olur mu yârim
Sen orada ben burda
Akşam olur mu yârim
Ellerimde ellikler
Gözlerimde gözlükler
Hep yârime verilmiş
Dünyada güzellikler
Ortaokullu yârim
Geç liseye, liseye
Gel bir ütü basayım
Giydiğin elbiseye
Taksi geliyor taksi
İstanbul’un köşkünden
Haberin yok mu yârim
Ölüyorum aşkından
Uza kavağım uza
Göğe mi ereceksin
Aldın benim yârimi
Hayır mı göreceksin
Kürse Köy’ün çeşmesi
Damlamadan akmıyor
Bizim köyün kızları
Dalgacıya bakmıyor
Ağzımdaki dişlerim
Kanaviçe işlerim
Dalga değil sevdiğim
Can yürekten isterim
Yol üstünde iki kuş
Birbirini didiyor
Yârimin iki sözü
Çok gücüme gidiyor
Kolumdaki bilezik
Burmalıdır burmalı
Yar sevmek kolay ama
Yar sözünde durmalı
Asker eder tâlimi
Kimse bilmez halimi
Hem askerlik hem sevda
Öldürüyor yârimi
Camiye imam gelmiş
Topluyor kaşıkları
Allah’ım sen kavuştur
Biz gibi âşıkları
Susa geliyor susa (şose)
susanın boyu kısa
Acep yârim gelir mi
Benim sesimi duysa
Bizim evin arkası
Dokuma fabrikası
Yâre verdim sevdayı
Açık gezer yakası
Bizim evin arkası
Kömürlüktür kömürlük
Kendim nasip olmazsam
Mendil verdim ömürlük
Yağmur yağıyor yağmur
Kara taşın üstüne
Yârim perçem taramış
Kara kaşın üstüne
Ayakkabı isterim
Üstü beyaz olursa
Ben kaynamı severim
Oğlu güzel olursa
Kulağımda küpeler
Kösteklidir köstekli
Biz yârimle ikimiz
Küçük yaştan istekli
Entarimin pilesi
Eklesem eklenmiyor
Şimdi bir moda çıktı
Büyükler beklenmiyor
Parmağımda yüzüğüm
Sımsıkı oynamıyor
Yârimden başkasına
Hiç kanım kaynamıyor
Ağlama yar ağlama
Karaları bağlama
Saçlarından bir tel ver
Merhem olsun yarama
Kaşların mildir yârim
Gel beni güldür yârim
Evimiz ayrıysa da
Gönlümüz birdir yârim
Sizin evle bizim ev
On adımdır arası
İçme yârim sigara
Topla düğün parası
Lambam ışık vermiyor
Fitili burmayınca
Gönlüm rahat durmuyor
Yârimi görmeyince
Tarlası ayrıklıya
Ben varmam çarıklıya
Allah nasip ederse
Boynu gravatlıya
Yârim geliyor atlı
Mehmedim gravatlı
Sevdiğimin mektubu
Yastık altında saklı
Şu dağların ardından
Yusyuvarlak taş geldi
Mektubunu okurken
Gözlerimden yaş geldi
Mendilimin ucuna
Sakız bağlatır mıyım
El sözüne bakıp da
Yâri ağlatır mıyım
Mendilimin ucuna
Sakız bağladım sakız
Öyle duydum sevdiğim
Sevmişsin bir başka kız
Bir entari diktirdim
Yanı başı fermansız
Doktor gelse ne yapar
Benim derdim dermansız
Karşımda durup durma
Boynunu burup durma
Çirkin söz söyleyip de
Kalbimi kırıp durma
Suya düştü gülümüz
Ötmüyor bülbülümüz
Sen orada, ben burada
Geçti cahil ömrümüz
Benim saçlarım uzun
İndirsem belimdedir
Yâri aşka düşürmek
O benim elimdedir
Pancarım karık karık
Ağlarım yanık yanık
Düşmanıma vermesin
Mevlâm böyle ayrılık
Akşam oldu ikindi
Gün tepeye dikildi
Savul yârim karşımdan
Sana canım sıkıldı
Kızın adı Necmiye
Gider orak biçmeye
Yeminli misin yârim
Bizim yoldan geçmeye
Kızın adı Mücevher
Tül perdeden gün geçer
Almazsa da almasın
Dalga geçtiğim yeter
Ateş başında kandil
Yandır Allah’ım yandır
Yârim küsmüş gidiyor
Döndür Allah’ım döndür
Bizim köyün merası
Akşamüstü serinler
Yârimin sevdaları
Günden güne derinler
Kürse Köy’ün yolları
Dönemedir döneme
Yârim seni çevirim
Yedi türlü vereme
Bahçe bizim değil mi
Sancak kuralım yârim
Sevdanın çoğu bende
Ortak olalım yârim
Daha ne güne değin
Söyle nedir dileğin
Daha çok sürecek mi
Bu uzun hasretliğin
İn dereye dereye
Dere kaymaz mı sandın
Sen caymışsın sevdiğim
Beni caymaz mı sandın
Benim yârim okusun
Okusun hâfız olsun
Benim burada olduğum
Yârime mâlum olsun
Köprüden geçer iken
Köprü salladı beni
Yârimin sevdaları
İpsiz bağladı beni
Şu dağlar olmasaydı
Lâlesi solmasaydı
Ölüm Allah’ın emri
Ayrılık olmasaydı
Çeşmeye bakır koydum
Damla damla dolacak
Benim sevdiğim oğlan
Başöğretmen olacak
İn aşağı çık düze
Ne oldu yârim bize
Ayrılık defterini
Verdiler elimize
Bisiklete binersin
Bizim orda inersin
Annem babam sorarsa
Lastik patladı dersin
Oğlanın adı Mustafa
Gel esnafa esnafa
Akranların evlenmiş
Sen de evlen Mustafa
Oğlanın adı Recep
Ceketini giyecek
Öp babamın elini
Beni sana verecek
Oğlanın adı Hasan
Potinleri bağlasam
Yakasında gül açmış
Yaprakları ben olsam
Kızın adı Fadime
Bir taş attım bademe
Sevda hastalarına
Yâr doktor, ben hademe
Haydi gidelim yârim
Yaban incirlerine
Biz yârimle bağlandık
Sevda zincirlerine
Ah dedim ahtalandı
Ciğerim noktalandı
Yetiş sevdiğim yetiş
Mezarım tahtalandı
Şu dağlar abrım benim
Kalmadı sabrım benim
Ben yârime varmazsam
Delinir kabrim benim
Susurluk pazarında
Parası olan gezer
Yar üstüme yar sevmiş
Neresi benden güzel
Kazak örüyom kazak
Yetmiş iki ilmekten
Yârimden mektup gelmiş
Okuyamam gülmekten
Parmağımda yüzüğüm
Kabartmadır kabartma
Yârim benim olmazsan
Kabrinde rahat yatma
Bu evi yapan usta
İnşallah olur hasta
Pencere bırakmamış
Nereden bakayım dosta
Motorun direğine
Sarılsam bileğine
Yâre bir çift sözüm var
İşlesin yüreğine
Tren geliyor tren
Haydarpaşa’dan beri
Ben yârimi seviyom
Yedi yaşımdan beri
İn dereye dereye
Dere çamur kayarsın
Düşme oğlan peşime
Dalgacıyım yanarsın
Bahçelerde gündöndü
Köküne kadar yaprak
Ben yâre varamazsam
Örter mi kara toprak
İki gemi yan yana
Haydayabilir misin
Yârim benim sevdama
Dayanabilir misin
Entarisi bedenden
Neden ayrıldın benden
Ayrılcağnı bilseydim
Resim alırdım senden
Entarisi pembeden
Leke olmuş giymeden
Ben yârimi tanırım
Yüzündeki benlerden
Entarinin pilesi
Yandandır eklemesi
Nişanlanalım yârim
Kolaydır beklemesi
Entarimin hasını
Çevirdim yakasını
Çoktan beri görmedim
Unuttum simasını
Susadım su isterim
Mavi boyalı tastan
Ben nasıl ayrılayım
İki senelik dosttan
Bahçelerde patlıcan
Daldan dala atlıcam
Anne haberin olsun
Ben bu gece kaçıcam
Masa üstünde koku
Gel mektubu oku
Yâri sevdim seveli
Girmez gözüme uyku
Boynumdaki üç altın
Üçü de yaprak olsun
Beni yardan ayıran
Üç günde toprak olsun
Başımdaki tülbentim
Örtünmeden kirlendi
Ben bir yeni yar sevdim
Her görenler imrendi
Saksıya çiçek ektim
Cama dayansın diye
Sevip sevip ayrıldım
Ölünce yansın diye
Kolundaki saati
Sen kurma ben kurayım
İki sene askerlik
Nasıl ayrı durayım
Masa üstünde testi
Kemer belimi kesti
Gurbetteki sevdiğim
Şimdi aklımdan geçti
Entarisi al olsun
Solarsa dalı solsun
Ortağıma bak yârim
Onun da gönlü olsun
Parmağımda üç yüzük
Üçü de nişan olsun
Beni yardan ayıran
Benden perişan olsun
Telefon direğine
Sarılsam bileğine
Şarkı söyle geç yârim
Dert koyma yüreğine
Benim saçlarım uzun
İnce ibrişim gibi
Ben yârimi seviyom
Kendi kardeşim gibi
Ayakkabım söküldü
Bağla sevdiğim bağla
Bugün ayrılık günü
Ağla sevdiğim ağla
Şu karşıki karâcı
Üflesem kuruturum
Ayırdılar yârimden
Ah nasıl unuturum
Hani benim feracem
Feracemi giyecem
Yârim senin annene
Ben de anne diyecem
Feracenin en dar
Enini ekledim yâr
Âşıklar çeşmesinde
Seni çok bekledim yâr
Şu tepenin ardında
Bahriye askerleri
Güzellerin içinde
Severim esmerleri
Benim saçlarım uzun
İnce ince beş tane
Doğru söyle sevdiğim
Benden başka kaç tane
Al destini suya git
Destin dolmasın yârim
Benden başka yar sevmek
Nasip olmasın yârim
Şu tepenin ardında
Davullu düğün olur
Sevip de alamayan
Yanar yanar kül olur
Cam cama eklenir mi
Cam dibi beklenir mi
Yedi sene askerlik
Sevdiğim beklenir mi
Arpalar dize kadar
Gel yârim bize kadar
Sana çorap öreyim
Topuktan dize kadar
Maramam dür düğümü
Kim görmüş gül düğümü
Dostlarım düşman olmuş
İsterler öldüğümü
Kızın adı Münevver
Merdivenden iniver
Dünürcüler gelince
Yaşım küçük deyiver
Kara tren hoş geldi
Vagon vagon taş geldi
Ayrılık var deyince
Gözlerimden yaş geldi
Kıra saldım koyunu
Pek severim oyunu
Kimlere benzeteyim
Yârim fidan boyunu
Pencerede perde yok
Ben ona şaşıyorum
Sevdiğini almayan
Demesin yaşıyorum
Askere yolladım yâri
Çanta yormasa bari
Kara gözlü yârimi
Subay dövmese bari
Tren gelir öterek
Kömürünü dökerek
Ben yarimden ayrıldım
Gözyaşımı dökerek
Minarenin ucunda
Kuşlara bak kuşlara
Anne ben fazla mıydım
Attın beni dışlara
Kürse Köy’ün yolları
Sıva yârim kolları
Sıra bize geliyor
Tut yârim davulları
Manici başı mısın
Cevâhir taşı mısın
Mani yazsam yollasam
Cebinde taşır mısın
Köprü altında kavak
Sallanır savak savak
Oğlanlarla konuşmak
Namaz kılmaktan sevap
Madenin ovasında
Su durmaz kovasında
Yâr aklıma geliyor
Namazın ortasında
Madenin taşlarını
Koyun mu sandın yârim
Ben ciddi seviyordum
Oyun mu sandın yârim
Parmağımda yüzüğe
Halka diyorlar yârim
Yaptığın işarete
Dalga diyorlar yârim
Armut daldan düşer mi
Karıncalar üşer mi
Sevip sevip ayrılmak
Şanımıza düşer mi
Kolumdaki bilezik
Üçü de burma burma
Yar gurbete gidersen
Üç günden fazla durma
Şu yıldız kaymış derler
Bir ucu kalmış derler
Bizi çekemeyenler
Senin yar caymış derler
Bizim köyün yolları
Kırmızı gül kokuyor
Benim yârim dalgacı
Ahretime bakıyor
Sıra sıra söğütler
Birbirini öğütler
İki cahil sevişmiş
Ne karışır büyükler
Ay gülüne ay demem
Kan gülüne kan demem
Yârimden başkasına
Öldürseler yar demem
Feracemin yeninden
Bıktım âlem dilinden
Özendim bir yâr sevdim
O da gitti elimden
Su yolu susa yolu
Boş gider gelir dolu
Desti kulpun kırılsın
Yoruldu yârin kolu
Sigaram ince tüter
Düşünsem aklım gider
Olmazsa da olmasın
Dalga geçtiğim yeter
Mendil versem almazsın
Sen mendilsiz kalmazsın
Ver ceketin götürem
Sana zahmet olmasın
Su gelir merdim merdim
Su değil benim derdim
Ağaçlar kalem olsa
Yazılmaz benim derdim
Mani maniyi açar
Maniden kimler kaçar
Bir sen söyle, bir de ben
Hangimiz üste çıkar
Çeşmeye taş olamam
Taş olsam baş olamam
Ben yârimden ayrılıp
Ellere eş olamam
Su gelir kütüğünden
İçilmez köpüğünden
Ayırmasın Allah’ım
Kimseyi sevdiğinden
Su gelir akma ile
Taşları yıkma ile
Oğlan ne fayda buldun
Karşıdan bakma ile
Sepet sepet yumurta
Yârim beni unutma
Sen beni unutursan
Gözyaşını kurutma
Trene binerdiniz
Kiminiz inerdiniz
Birer birer baş olmaz
Cümleniz hoş geldiniz
Onu öyle demezler
Peynir ekmek yemezler
Senin gibi maniciye
Manici bile demezler
Ak taşı kaldır da gel
Yılanı öldür de gel
Oğlan beni alcaksan
Keseyi doldur da gel
Dağdan indirdin beni
Küle döndürdün beni
Vermedin sevdiğime
Anne öldürdün beni
Dama vardım dam değil
Penceresi cam değil
Yâre mektup yazacağım
Akıl başta tam değil
Evin önünde pınar
Soksam ellerim donar
Ne kız oldum ne gelin
Yüreğim ona yanar
Tabancam dolu saçma
Kaçma sevdiğim kaçma
Zaten yürek yaralı
Bir yara da sen açma
Elma attım denize
Geliyor yüze yüze
Kürse Köyü’n kızları
Dokuz bin dokuz yüze
Saksı koydum masaya
Düştüm büyük tasaya
Karşı köyün kızları
Bir demet pırasaya
Ayakkabım takine
Terzilerde makine
Nasıl gönül vereyim
Senin gibi fakire
Karanfil eker misin
Bal ilen şeker misin
Dünyada yaktın beni
Ahirette çeker misin
Yaş nane kuru nane
Yanıyorum ben anne
İlk yârime vermedin
Buna bari ver anne
Çay benim çeşme benim
Ardıma düşme benim
Seninle dalga geçtim
Sevdiğim başka benim
Ayakkabım çözüldü
Bağla sevdiğim bağla
Bu ayrılık bizlere
Ağla sevdiğim ağla
Elma attım nar geldi
Dar sokakta yar geldi
Yolladığı bilezik
Kollarıma dar geldi
Ekin ektim az derler
Güzele beyaz derler
Kime derdimi yansam
Bu dert sana az derler
Hey ediler ediler
Miyav dedi kediler
Mani söyleyiciler
Mani bitti dediler
Bahçelerde pırasa
Yaprağına kar yağsa
Kızlar kocasız kalsa
Oğlanlara yalvarsa
Karşıda Demirkapı
Sallanır çavdar sapı
Beni yardan ayıran
Sürünsün kapı kapı
İki kapı yan yana
Ben istemem kaynana
Kaynanalar olmasa
Geçiniriz yan yana
Ramazan Manileri
Ramazan manileri, bildiğimiz gibi Ramazan gecelerinde davul çalan bekçi tarafından söylenir. Davulcunun ücretini topladığı Ramazan ayının ortasında ve sonunda "haklama" diye tabir edilen ücret ve bahşiş toplama sırasında söylenirler. Köyde, Ramazan manileri bugün de geçerliliğini korumaktadır. Bunlardan bir kısmını veriyorum:
Urganlarım büküm büküm
Padişahlar verir hüküm
Mehmet ağam iki gözüm
Size de selamünaleyküm
Aşağıdan beri geldim
Düştüm davulumu deldim
Mehmet ağam iki gözüm
Seni arzuladım geldim
Aşağıdan bir incecik yel eser
Davulumun ipi boynumu keser
Ben de bu haneye uğramaz isem
Mehmet ağam bana darılır, küser
Davulumun ipi kaytan
Kalmadı sırtımda mintan
Verin ağalar beş on kuruş
Alayım kendime mintan
Eski cami direk ister
Söylemeye yürek ister
Benim karnım toktur amma
Arkadaşım börek ister
Tuttum pirenin birisini
Davula gerdim derisini
Mehmet ağam be devletlim
Gönder liranın birisini
Al davulu gece hakla
Ne nohut kaldı ne bakla
Mehmet ağam be devletlim
Kesenin dibini yokla
Kara koyun kuzuludur
Buynuzları yazılıdır
Çok bekletme iki gözüm
Bacaklarım sızılıdır
Şekerin var ezilecek
Tülbentlerden süzülecek
Çok bekletme iki gözüm
Çok yerim var gezilecek
Allah’a ısmarladık sizi
Duadan unutmayın bizi
Sağ olursak yeni yılda
Gene dolaşırız sizi
(Not: İsimler hane reisin adına göre değişmekte ve her maniden sonra davul çalınmaktadır.)
Dizinin bütün bölümleri
Kaynak: İrfan Ünsal, Kürse Köyü Folklorundan Örnekler (bitirme tezi), Balıkesir Necatibey Yüksek Öğretmen Okulu, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü, 1982
Diğer köyden yazılar
Kürse Köyü Folkloru (1): Önsöz ve Köyün Tanıtımı
İrfan Ünsal
İrfan Ünsal'ın 1982 derlemesinin önsözü, köyün o yıllardaki hâli ve adının nereden geldiğine dair efsane.
2 Ekim 2026
Kürse Köyü Folkloru (2): Doğum ve Çocukla İlgili Âdetler
İrfan Ünsal
Lohusalık, isim koyma, kırk karışması, aydaş kavurma, tuzluk ve çocuğun ilk adımlarıyla ilgili eski âdetler.
2 Ekim 2026
Kürse Köyü Folkloru (3): Halk Hekimliği
İrfan Ünsal
Ocak ailelerin uyguladığı eski halk tedavileri: siyahlama, yılancık ayırma, kurşun dökme ve diğerleri (tarihî kayıttır).
2 Ekim 2026